14 Eylül 2013 Cumartesi

Dedemin İnsanları



"Dedemin İnsanları" mutlaka izleyin..

Aslında çok şeydir, Türk olmak.



Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak,
Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak;
- Kıbrıs'ta,
- Hocalı'da,
-Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırımına uğrayıp, karşılığında yapmadığın soykırımıyla suçlanmaktır.

Türk olmak;
- faşist olmaktır, vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sahip çıktığında.
- demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, bayrağına, tarihine sövüldüğünde.

Türk olmak;
- lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
- Avrupa'da hor görülmektir Türk olmak,
- ataların bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir- tabii ki - sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.

Türk olmak;
- Selanik'te Pontus Anıtı'nın,
- Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve
- Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
- üç kıtadan dönüp,
- bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
- sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır,
- aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

Türk olmak;
- arabaya koşulan ilk atın vatanında,
- ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,
- yazının bulunduğu,
- paranın icat edildiği,
- her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
- kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

Türk olmak;
- Truva'dan bu yana,
- Sümer'den bu yana serpilerek gelse de,
- tarihten eski bu topraklarda,
- bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,
- bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.-
- Doğu Roma'yı da
- Batı Roma'yı da yıkıp,
- yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır, Türk olmak.

Türk olmak,
- Mostar'da köprüdür,
- Kerkük'te kaledir,
- İstanbul'da Kızkulesi'dir,
- Anadolu'da buğdaydır,
- Çukurova'da pamuktur,
-Güneydoğu'da tütün,
- Ege'de üzüm,
- Karadeniz'de fındık,
- Trakya'da ayçiçeğidir.

Türk olmak;
- Çanakkale'de ölmektir.
- Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir,
- onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
- düşmanın ardından rahmet okumak,
- kanlısından helallik almaktır.
- sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır.
- kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
- balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
- yağmura "rahmet",
- kara "bereket" diye bakmaktır.

Türk olmak;
- harap bir ülkede,
- zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,
- tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile,
- paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen,
- yedi düvele meydan okumaktır.

Türk olmak;
- askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
- belki de dönmeyeceğini bilerek.

Türk olmak;
- annenin şehit oğlunun ardından 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.' demesidir.
- Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağ olsun! ' demesidir.

Türk olmak;
- 'Türk çayinda radyasyon olmaz! ' yalanları ile,
- 'Gusul abdesti alana AIDS bulaşmaz! ' dolanları ile yaşamaktır.
- her hükumetin enkaz devraldığı ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

Türk olmak;
- ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
- Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
- Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.

Türk olmak;
- Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.
- Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

Türk olmak;
- milli maçta ağlamaktır.
- Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.

Türk olmak;
- aşkını ölesiye sevmektir.
- aşkı için ölmektir, öldürmektir.
- sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
- en güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
- Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.
Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.

Türk olmak;
- Yunus'u bilmektir,
- Asık Veysel'i sevmektir.
- Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî'yi
- tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak;
- saz çaldığında,
- ney üflendiğinde,
- kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,
- yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...
- Kendisine verilene 'Nasip',
- verilmeyenlere 'Kısmet' diyebilmektir.
- her işin 'Hayırlısına' inanmaktır ve
- ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

10 Şubat 2013 Pazar

Με φωνάζουνε τρελή | Artık Sevmeyeceğim

22 Aralık 2011 Perşembe

SELANiK iSTANBUL'A KARŞI


KTÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Gümüşhaneli hemşerimiz Doç Dr Necmettin Alkan “Selanik İstanbul’a Karşı” eseri ile tarihe farklı bir açıdan bakıyor.

      Bir asırdan beri tartışılan 31 Mart'a dair yepyeni bir çalışma olarak nitelendirilen çalışmada bugüne kadar gözardı edilen yerli ve yabancı kaynaklar üzerinde uzun süredir çalışan Yakın Çağ Osmanlı Tarihi uzmanlarından Doç. Dr. Necmettin Alkan'ın hazırladığı eser, Osmanlı'nın çöküşünü başlatan gün olarak belirtilen 31 Mart'ı farklı bir gözle ele alıyor...

      1908 Jön Türk İhtilâli'nin öncesindeki gelişmeler, 1908 İhtilâli sırasında yaşananlar, ihtilâlin devlet, toplum üzerindeki etkileri ve 31 Mart Vak'ası'na bakan yönlerinin detaylarıyla incelendiği kitap Sultan Abdülhamid'e karşı yapılan haksızlıkları de bir bir anlatıyor. Osmanlı hukuk sistemi göz önüne alınarak bu sürecin ve ha'l kararının hukuki yönlerinin incelendiği eser, hem okurlara konuya dair tüm bilgileri sunacak hem de tarihçilere yeni kapılar açacak.

Kitapta:
* 31 Mart Vak'ası'nın gerçek nedenleri...
* Jön Türk-Sultan Abdülhamid Mücadelesi'nin sonucunda ne oldu?
* Ordunun siyaset karışması ne gibi dengesizliklere neden oldu?
* Edine Vak'ası, Kör Ali Olayı ve Askeri İsyanlar'ın detayları...
* Avcı Taburları, Askerler, Hocalar, ve Ulema ve kıyafet değiştiren subaylar...
* Hareket Ordusu nasıl oluştu, nasıl harekete geçti?
* "İstanbul'un yeniden fethi" nasıl gerçekleşti?
* Sultan Abdülhamid'i kimler, nasıl tahttan indirmeye karar verdi? Süreç nasıl işledi?
* Ayaklanmaların arkasında "irticacılar" mı vardı, yoksa yabancı parmağı mı?
Konuları işleniyor.

Kitabın önsözünde şu bilgilere yer veriliyor: “Sultan Abdülhamid ve Jön Türk Hareketi Osmanlı/Türk tarihinin en ilginç konuları arasında yer almaktadır. Öyle ki, Sultan Abdülhamid-Jön Türk Mücadelesi'nin etkileri ve sonuçları Cumhuriyet Türkiyesi'ne kadar ulaştığı gibi, günümüzde de sürüp giden bazı tarihî ve siyasî tartışmalar bu mücadelenin bir mirası veya yansıması olarak devam etmektedir. 31 Mart Vak'ası, Osmanlı Devleti'nin yıkılışının ilk adımıdır. 31 Mart Vak'ası'nın sonucunda Hareket Ordusu'nun askerî darbesiyle ve buna meşrûiyet kazandıran Meclis-i Mebûsan'ın tartışmalı kararı neticesinde Sultan Abdülhamid tahttan indirilmiştir. Bu şekilde Sultan'ın te'sis ettiği istikrarın ve dengenin çökmüş olmasına rağmen, bunun yerini alabilecek yeni bir denge konulmamıştır. İktidarı ele geçiren yeni aktörlerin bu yönde yapmak istedikleri her hamle, maalesef eski istikrarı yeniden sağlamaktan öte devleti daha da zayıflatmıştır. Nitekim bu süreçte yaşanan bazı gelişmelerden dolayı iyice zayıflayan, tamamen içe kapanan ve kısır iç hesaplaşmalarla bunalan Osmanlı Devleti, ardı ardına patlak veren Trablusgarp Harbi, Balkan Harpleri ve Birinci Cihan Harbi'ni kaybederek tarih sahnesini terk etmek zorunda kalmıştır. Böylesi bir acı sonu, Sultan Abdülhamid-Jön Türk Mücadelesi ve 1908 Jön Türk İhtilâli belirlemiştir. Sonun başlangıcı ise, 31 Mart Vak'ası ve Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesi olmuştur.”

KABAKLI PiDE


KABAKLI PiDE
Selanik Türklerine ait bir tarif...

Malzemeler

4 kabak soyulup küçük doğranmış
1 büyük soğan yemeklik doğranmış
2 yeşil biber ince doğranmış
Maydanoz kıyılmış
Tuz
Karabiber
2 kaşık zeytin yağ
1 kaşık salça

Hamuru

1 bardak ılık su
1 yemek kaşığı maya
1 yemek kaşığı şeker
Bir tutam tuz
2 bardak un

Hazırlanışı

Kabağı hazırlamak için soğanı ve yeşil biberleri zeytinyağında sote edin. Salçayı ekleyip karıştırın. Sırayla kabakları, tuz ve karabiberi ekleyin. Kıyılmış maydanozları da ilave edip altını kapatın. Soğumaya bırakın.

Hamuru hazırlamak için, su ile şekeri karıştırıp üzerine maya serpin. Karıştırmadan sıcak bir yerde mayalanmaya bırakın. Un ve tuzu azar azar ilave ederek yumuşak bir hamur yoğurun.

Hamur iki katı kabardığında küçük parçalar koparıp lahmacun gibi ama oval pideler açın. Uzerine kabaklı harçtan 2 kaşık koyup iyice yayın bütün hamurları bu şekilde bitirin 200 C önceden ısınmış fırında 15 dak pişirin.